|
|
|
Nasreddin Hoca'ya yapılan
sataşmalar tükenip bitmez.
Akşehirliler bir gün Hoca'ya
takılır ve sorarlar: - "Hocam
senin evliyalar katında ulu bir
kişi olduğun söylenir aslı var
mıdır?" Hoca'nın böyle bir
iddiası elbette yoktur ama bir
kere soruldu ya cevaplar: - "Her
halde öyle olmalı." - "Böyle
kişiler zaman zaman mucizeler
göstererek bu özelliklerini
herkese kanıtlar. Hoca madem
kabullendin göster bir mucize de
görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi
size bir numara yapalım" der..
Karşısında durmakta olan çınar
ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk
yanıma gel!" der. Tabii ne gelen
ağaç var ne giden. Hoca yürümeye
başlar ağacın yanına varır.
Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca
ağacı getiremedin, kendin oraya
gittin!" diye gülünce Hoca: -
"Bizde kibir yoktur, dağ
yürümezse abdal yürür", der.
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Nasreddin Hoca abdest alırken,
bir ayağına su yetmemiş. Namaz
kılarken de bir ayağını yukarı
kaldırarak namaz kılmış. Bunu
gören cami cemaati: - "Hocam bu
nasıl namaz?" diye sormuş.
Nasreddin Hoca: - "Bir ayağı
abdestsiz namaz", diye cevap
vermiş.
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Nasreddin Hoca'ya dert
yanıyorlar: - "Yahu Hoca senin
karın çok geziyor." Hoca: -
"Olur mu canım? O kadar gezse
arada bir bizim eve de uğrardı."
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Adamın biri, bir gün ağacın
altında namaz kılıyormuş. Ağaçta
bulunan başka biri de onu
izliyormuş. Namazını bitiren
adam daha sonra namazının kabul
olması için Allah'a dua etmeye
başlamış. - "Allahım sen
namazımı kabul et." Ağaçtaki
adam: - "Etmem", diye cevap
vermiş. Adam şaşırmış.
Tekrarlamış: - "Allahım sen
kıldığım namazı kabul et." -
"Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice
artmış. Yine: - "Allahım sen
namazımı kabul et", demiş.
Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem",
deyince adam sinirlenmiş. -
"Etmezsen etme. Zaten abdestsiz
kılmıştım."
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Bir Ramazan günü Nasreddin
Hoca'nın gözleri susuzluktan
afallamış. Dayanamayıp bir
çeşmeye çaktırmadan yanaşmış.
Tam suyunu içerken, bir köylü
görmüş hocayı: - "Aman hoca,
günah değil midir bu yaptığın!"
- "Yıkıl karşımdan, Ramazan
gider bir daha gelir, ama ben
gidersem bir daha gelmem; ne
günahı'"
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Nasreddin Hoca, bir köyde vaaz
veriyormuş. Laf arasında Hazreti
Isa'nin göğün dördüncü katında
olduğunu söylemiş. Vaazdan
sonra, bir kadın Hoca'ya
yanaşmış: - "Hazreti Isa, orada
ne yer, ne içer?", demiş.
Hoca'nın tepesi atmış: - "Ey
hatun, köyünüze geleli şunca
zaman oldu, benim ne yiyip,
içtiğimi sormazsın da, Allah'ın
peygamberini sorarsın!"
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Günlerden bir gün, Nasrettin
Hoca camide vaaz verirken: - "Ey
cemaat", der. "Allah, deveyi
kanatlı yaratmadığı için hepimiz
durmaksızın, sürekli şükredelim.
Yoksa damlarımız çoktan başımıza
yıkılmıştı..
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Hocanın bir gün subaşıya işi
düşmüş. Adam haraç ve rüşvet
yiyen biriymiş. Hoca fakir, ne
yapsın. Bir çömleğe toprak
doldurmuş ve üstüne bal sıvamış.
Gitmiş işini görmüş, ilamını
almış, memnun. Ertesi gün
kapısında bir adam bitmiş: -
"Hoca demiş, subaşı ilamda bir
kusur etmiş. Geri istiyor..."
Hoca yutar mı: - "Kusura
bakmasın evlat", demiş. "Kusur
ilamda değil çömlekteydi."
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Hoca bir gün Timur'un
adamlarından birine sormuş: -
"Sen hangi mezheptensin?" Adam
elini göğsüne koyarak: - "Emir
Timur!", demiş. Oradaki bir
başkası: - "Hoca Efendi, bir de
peygamberini sor bakalım",
demiş. - "Gerek yok", demiş
Hoca. "İmamı Topal Timur olursa,
peygamberi de kesinlikle Barbar
Cengizdir."
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Bir gün Nasreddin Hoca eve doğru
yürüyormuş, bir arkadaşı arkadan
seslenmiş "aman hoca gördün mü
biraz önce geçen helva kazanı
ağzına kadar doluydu". Hoca
istifini bozmadan "bana ne"
demiş. Arkadaşı, "ama hoca helva
kazanı sizin eve gidiyordu, buna
ne dersin?" demiş; hoca yine
istifini bozmadan "o zaman sana
ne?" demiş.
Nasreddin Hoca |
|
|
|
Bir gün Hoca, yol üstü bir hana
inmiş. Han Nuh Nebi'den kalma
bir yer.. Her tarafı delik
deşik; adeta çökmeye ramak
kalmış. Hoca'nın yüreğine bir
korkudur düşmüş ama, ne desin?
Nihayet bir söz arasında: -
"Yahu, bu senin tavan da ne
kadar gıcırdıyor, beşik
mübarek!" diyecek olmuş ama,
hancı baba hiç oralı olmamış;
sözü şakaya boğarak: - "Ağzını
hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik
gıcırtısı değil; tavan tahtaları
Hakka tesbih çekiyor!" demiş.
Hoca'nın közü küllenir mi?
Gözlerini hancının gözüne
dikerek: - "Peki ama", demiş;
"ya bu tavan boyle tesbih çeke
çeke aşka gelip de secdeye
kapanırsa, bizim halimiz nice
olacak?"
Nasreddin Hoca |